SOYSUZ ARAP’IN İFTİRA ATTIĞI FAHRETTİN PAŞA VE KUTSAL EMANETLER

Sevgili dostlarım, her zaman yazdığım gibi Asil Türk Milletinin bir ferdi olmaktan dolayı gururluyum, mutluyum. Her zaman da gurur duymaya devam edeceğim. Amerika’nın attığı kemiklerle ve toprağında bulduğu petrolle hayatta kalan Araplar biz Türklere her zaman arkadan hançerlemiştir. Sözde din kardeşlerimiz ama ne yazık ki, hep düşmanla işbirliği yapmış ve zayıf olduğumuz her zaman düşmanımızdan bile tehlikeli olmuşlardır.

Medine müdafaası sırasında karşı karşıya geldiği İngiliz ajanı Lawrence tarafından bile “Çöl Kaplanı” olarak tanımlanan, ayrıca İngiliz YarbayBassetttarafından da “Kaburgalarına kadar tam bir askerdir.” denilen vatanperver, dürüst, cesur ve yüreği Peygamber sevgisiyle dolu bir Türk Paşasına soysuz BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) Dış İşleri Bakanı hırsızlıkla ithamda bulunmuştur.

Hırsızlık ne demek? Nasıl hırsızlık yapmıştır? Her şeyden önce mantık dışı bir düşüncedir.Medine o sıralarda “Osmanlı, Türk toprağıydı” Buna ek olarakHalifeliğin Osmanlılara geçişinden, yaniYavuz Sultan Selim’inMısır Sefer-i Hümâyunu sonrasından itibaren,Osmanlı Devleti, her yıl, Haremeyn’e (Mekke ve Medine’deki mübarek mekânlara) armağan olarak para ve çeşitli armağanlar gönderirdi.Gönderilen paralar başta Peygamber Efendimiz’in ve Ashab-ı Kiram’ın torunları olmak üzere, bütün Medineli fakirlere dağıtılırdı.İstanbul her sene Peygamber diyarına hizmet edebilmenin hazzını yaşar, lezzetini duyardı. İşte bu armağanları Hicaz’a “Sürre-i Hümayun” da denilen “Sürre Alayı”, Eskişehir, Seyitgazi, Bayat, Bolvadin, Akşehir, Konya güzergâhını takip ederek Suriye’ye yolundan Mekke’ye, Medine’ye götürürdü.

İşte Fahrettin Paşanın geri gönderdiği Kutsal emanetlerin birçoğu zaten bizler tarafından gönderilen değerli hediyelerdi. Bunları geri göndermenin maksadı Kutsal Emanetleritalan edilmekten ya da İngilizlerin eline geçmesinden kurtarmak için halifenin şehri Osmanlı başkentine gönderilerek koruma altına almak içindir. Kısacası kendi malını, değerlerini korumak için yapılan bir harekettir.

İngilizlerin kışkırttığı, silah ve parayla desteklediği Şerif Hüseyin Osmanlı’ya isyan bayrağını açmıştı. Ünlü casus Lawrence’ın başrolü aldığı bu oyunda Şerif Hüseyin’e “Arabistan Krallığı” vaat edilmiştir. Şerif Hüseyin’in başını çektiği Arap Vahabileri ele geçirdikleri her yeri yakıp yıkmışlardı. Türbeler, kutsal yazmalar da onların hedefleriydi o zamanlar.

Bu nedenle Fahreddin Paşa, kuşatma altındayken, kuvvetlerinden iki bin kişiyi ayırmış. Bu kuvveti Medine’deki kutsal emanetleri İstanbul’a ulaştırmakla görevlendirmiş. Bunlar şimdi Topkapı Sarayı’nda “kutsal emanetler” özel bölümünde koruma altındalardır. Fahreddin Paşa Kutsal Emanetleri“Barbar Vahabilerden” kurtarmasaydı ya yok edilecekti ya da büyük olasılıkla İngilizler tarafından Londra’ya gönderilecekti. En iyimser tahminle British Museum’da sergilenecekolması da kaçınılmaz olacaktı.

Fahrettin Paşa Medine’yi ele geçirmek isteyen İngilizlere karşı tüm imkânsızlıklara rağmen bu kutsal beldeyi 2 yıl 7 ay savunmuş. Bu sırada şehrin yağmalanması ihtimaline karşı birçoğu kendi devletinin gönderdiği 100 parçaya yakın kutsal emaneti İstanbul’a nakletmiş, İslam Tarihi Kültürüne önemli bir katkıda bulunmuştur. Kuşatma sırasında “Mondros Mütarekesi” imzalanmıştı. Sultanın hükümeti bu mütareke gereği Fahreddin Paşa’ya “teslim olması” emrini göndermişti. Fahreddin Paşa buna rağmen bir süre daha direnmiş.Mondros'tan sonra 72 gün daha Medine'yi savunmuş Aç askerlerine “Peygamber sünneti” olarak “çekirge yemelerini” bildirmiş. Uzun süre Medine’yi teslim etmeyen Fahrettin Paşa, devlet merkeziyle bağlantının kopması, erzak ve ilaç sıkıntısının had safhaya ulaşması üzerine, kuvvetlerini Hz. Muhammed’in kabri önünde toplamış.Kılıcını İngilizlere teslim etmeyip Peygamber Efendimiz’in kabrinin başına bırakmış ve oradan ayrılmamıştır. Bayrağımı burçlardan indirtmem, Efendimizi bırakmam, diye haykıran ve İngilizlere teslim olmayan Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa, sonunda, kendi askerlerinin ani bir baskınıyla Hz. Peygamber’in kabrinden cebren çıkarılabilmiş,10 Ocak 1919 yılında Medine’yi teslim etmek zorunda kalmıştır.

Bu beklenmedik durum karşısında önce İngiliz kontrolündeki Mısır’a götürülen Fahrettin Paşa daha sonra savaş esiri olarak Malta’ya sevk edildi. Buradaki esaret hayatından 30 Nisan 1921 yılında kurtularak Milli Mücadeleye katılmak üzere Ankara’ya gelen Fahrettin Paşa, Kabil Büyükelçiliği’ne atandı. Afganistan ve havalisinden Milli Mücadele için toplanan yardımların Ankara’ya gönderilmesinde önemli payı olmuştur. 1926 yılında İstanbul’a dönüp sonra çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 5 Şubat 1936 yılında Tümgeneral rütbesiyle TSK’dan emekliye ayrıldı. 22 Kasım 1948 yılında bir Ankara seyahati sırasında Eskişehir yakınlarında kalp krizi geçirerek vefat eden Fahrettin Paşa İstanbul’da toprağa verildi. Bedeni Rumelihisarı kabristanında, Sevgisi ise Türklüğün kalbinde yatmaktadır.

Destansı savunma yapan Çöl Kaplanı, Medine Kahramanı Fahrettin Paşa Hangi Kutsal emanetleri kurtarmıştır.Fahrettin Paşa 1919 yılında Medine’yi terk etmeye karar verince 30 tane sandığa 745 kalem eseri İstanbul’a göndermiştir.İngilizlerin elinden kurtarıp İstanbul'a gönderdiği ve günümüzde bir bölümünün Topkapı Sarayı müzesinde sergilendiği kutsal emanetlerimiz aşağıda sıralanmıştır:

Hazreti Osman'ın ceylan derisine el yazmalı Kuran'ı.

5 adet eski el yazması Kuran ve 4 adet Kuran cüzleri.

Değerli taşlarla bezenmiş, altın kaplamalı 5 adet Kuran kabı.

Hilye-i Şerif (Peygamberimizin yazı ile yapılmış portresi).Gümüş çerçeveli, yeşil kadife üzerine pırlanta ve incilerle Peygamberimizin adı yazılı, gümüşten güneş resimli levha

Bir adet som altın üzerine pırlanta ile Kelime-i Şehadet yazılı levha.

Pırlantalı, incili, mercanlı 7 adet tespih.

Gümüş işlemeli 2 adet rahle.

Sultan Abdülaziz'in pırlantalı ve altın işlemeli tuğrası.

4 adet sancak başı ve 3 adet değerli kılıç.

Medine'de Sultan Mahmut Kütüphanesi ve diğerlerindeki değerli eserler.

Sevgili Dostlarım iç çekişmelerimiz ve siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun dış siyasette,öncelikle Asil Türk Milleti olduğumuzu unutmadan!! Kesinlikle bir ve bütün olmak zorundayız.

Sağlıkla, Sevgiyle, Bilgiyle kalın….


YORUM EKLE