SANAL DÜNYA


Kemal TUNCER

Kemal TUNCER

Okunma 19 Kasım 2018, 11:56

İçinde bulunduğumuz bilgi çağının en önemli gereksinimlerinden biri şüphesiz internettir. Öncelikle internetin dünya çapındaki kullanımına bakıldığında karşımıza çıkan internet kullanıcısı sayısı 100 milyonları aşmaktadır. Tarihe bakıldığında kamusal alanın belli bir süreç içinde farklı alanlardaki gelişimini devre devre görmek mümkün olmaktadır. 18. yüzyıla bakıldığında insanların bir araya geldiği kahvehanelerin insanların düşüncelerini paylaştıkları ve tartıştıkları bir ortam olduğu bilinmektedir. Daha sonraki zamanlarda kasaba toplantıları aynı amaca hizmet etmiştir. Günümüze yaklaştığımızda yazılı basının önem kazandığını görmekteyiz. Daha sonra ortaya çıkan ve şu anda da etkisini gösteren televizyon yine aynı amaca hizmet etmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi bilgi çağına girilmesiyle 100 milyondan fazla insanın kullandığı internetin yavaş yavaş bu görevi devraldığı görülmektedir. İnternetin genel kullanım ağına bakıldığında, bu ağın çok geniş olduğu dikkat çekmektedir. İnternet, elektronik posta kullanımından milyarlarca web sayfasının kullanıldığı ve bilginin serbestçe yayıldığı bir ortama ek olarak eğitimin, alış-verişin ve sohbet odalarının kullanıldığı ve insanlar arasında yoğun bir etkileşimin oluştuğu sanal bir ortamdır. Fakat bu kullanımın sonsuz olduğu uçsuz bucaksız olan sanal dünya sağladığı faydaların yanında kötüye kullanım ve bağımlılık oluşturma riskini de beraberinde getirmektedir. Son günlerde değişik çevrelerde ses getirmeye başlayan bu rahatsızlık "İnternet Bağımlılığı" olarak adlandırılmaktadır. Akıllara hemen şu soru gelmektedir: nedir bu "İnternet Bağımlılığı"? İşte bu soruya cevap verebilmek ve bu rahatsızlığı daha iyi anlayabilmek için ilk önce bu bağımlılık çeşidinin belirtilerinin açıklanması gerekmektedir. Daha sonra bu konu ile ilgili yapılmış olan önemli araştırmaların sonuçlarına bakılacak ve kimlerin bu tip bir bağımlılığa mehilli olduğu veya bir başka deyişle risk grubunu oluşturan kişiler açıklanacak ve son olarak ise internette yoğun olarak kullanılan chat (sohbet) odaları inceleme altına alınacaktır."İnternet Bağımlılığı"nın nasıl bir rahatsızlık olduğunun net bir şekilde anlaşılması açısından bu rahatsızlığın belirtilerinin açıklanması gerekmektedir. Eğer bir birey 12 ay boyunca aşağıdaki belirtilerin 4 veya daha fazlasını gösteriyor ise bu kişide İnternet Bağımlılığı olduğu düşünülmektedir.

İnternete bağlı değilken bile internet hakkında olan düşünceler
Tatmine ulaşılması için giderek artan bir şekilde İnternet kullanımı
İnternet kullanımını kontrol edememe
İnternet kullanımını kesmeye veya harcadığı zamanı düşürmeye çalıştığında kişinin huzursuz hissetmesi ve daha çabuk sinirlenmesi
İnternet kullanımını gerçek hayat problemlerinden bir kaçış gibi görmesi
İnternette daha fazla zaman geçirmek için ailesine ve arkadaşlarına yalan söylemesi
İnternet kullanımı yüzünden eğitim, iş veya kariyer fırsatını riske atması
İnternet erişimi için harcanan olağandışı ücretlere rağmen kullanıma devam edilmesi
İnternete bağlı olmadığı zamanlarda kişinin sosyal yaşamdan geri çekilmesi veya içine kapanması
İnterneti ilk kullanmaya başladığı zaman ile karşılaştırıldığında şu anki kullanım süresinin uzaması
Eğer birey yukarıda açıklanmış olan belirtileri 12 aydan kısa bir süre için gösteriyorsa bu kişi internete bağımlı değil diye adlandırılmaktadır. Ayrıca yukarıdaki belirtileri gösteren bireylerin eğitim, meslek, sosyal ve finansal alanlarda güçlük çektiği açıkça görülmektedir.İnternetin en çok kullanılan alanları sıralandığında heralde ilk sırayı sohbet odaları almaktadır. Sohbet odaları internet kullanan bireylerin en kolay erişebilecekleri bir alan olduğundan kötüye kullanıma açıktır. Buna ek olarak bu sohbet odalarını kullanan bireylerden bazılarının internette tanıştığı ve sanal arkadaş olarak adlandırılan kişilere duygusal olarak bağlandıkları görülmektedir. Bu sohbet odalarında oluşturulan sanal topluluklar bireylere gerçek dünyadan bir kaçış yolu olarak hizmet etmektedir. Bu odaları sık kullanan kişilerden çoğu gerçek hayatta tatmine ulaştıramadıkları duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını, oluşturulan bu sanal topluluklarda tatmin etmeye çalışmaktadırlar. Buna ek olarak sohbet odalarını kullanan kişiler bu ortamda tanıştıkları insanlardan sosyal kabul görmek istemektedirler. Bu kişilerin gerçek yaşamda fazla toplum içine giremediklerini veya bir başka deyişle yeterince sosyalleşemediklerini söylemek yanlış bir öngörü olmamaktadır. Hatta bu konuya başka bir açıdan bakıldığında bireylerin sosyalleşme ihtiyaçlarını oluşturulan bu sanal topluluklarda karşılamaları ilk bakışta çoğu insana faydalı olarak bile görünebilir. Fakat İnternet Bağımlılığı'nın belirtileri listesinde de açıkça görüldüğü üzere bu kişiler zaman geçtikçe bilgisayar başında daha çok vakit geçirmekte ve giderek gerçek yaşam ile bağlarını koparmaktadırlar. Bu durumda bu sohbet odalarının bireylerin üzerinde yarardan çok zararları olmaktadır. Kişilerin internette sıkça kullanılan sohbet odaları içindeki davranışları incelendiğinde çok ilginç bir nokta dikkat çekmektedir. Özellikle internete bağımlı olan kişiler arasında görülen bu davranış biçiminde bireyler gerçek kimliklerini saklayarak internette sanal kişilikler oluşturmakta ve bu oluşturdukları kişilik dahilinde sanal arkadaşlarıyla sohbet etmektedirler. Buna ek olarak oluşturulan bu sanak kişiliklerin sayısı tamamen o bireyin isteğine kalmaktadır. Yani, örnek olarak, bir kişi kendi öz kişiliğinden farklı olarak bir tane veya on tane de sanal kişilik oluşturabilir. Hatta oluşturulan bu sanal kişikler bireyin öz kişiliğinin tam zıttı bir şekilde olabilmektedir. Örnek olarak, erkekler bayan olarak bile sanal kişilikler oluşturabilmektedirler. Veya, içine çok kapanık olan bir kişi, sohbet odalarında bunun tam tersi bir şekilde davranabilir. Peki, neden insanlar sanal kişilikler oluştururlar? Bu sorunun cevabı popüler bir teoriyle açıklanmaktadır. Bir kişi ele alındığında bu kişi ilk olarak kendi öz kimliğine sahiptir. Kişinin bu öz kimliği bebekliğinden itibaren olan olaylar dahilinde gelişir ve kişinin normal yaşamında kullandığı davranış ve düşünme biçimleri bu kişilik içinde anlam bulmaktadır. İşte bu öz (gerçek) kimliğe ek olarak bir de idealize edilmiş olan kimlik vardır. Bu kimlik genellikle kişinin gerçek kimliğinin aksine bir çizgi çizmektedir. Normal yaşamda kişinin ailesinden, arkadaşlarından veya yakın çevresinden gelebilecek olan eleştirilerden çekindiğinden, kişi bu idealize edilmiş kimliğini gösterme şansı bulamayabilir. İşte sanal dünyadaki sohbet odalarında yaratılan sanal kişiliklerden çoğu bireyin bu idealize edilmiş kişiliğinin değişik birer şekli veya biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Birey normal yaşamda gerçek kişiliğinin izin vermediği davranış veya düşünme biçimlerini oluşturmuş olduğu bu sanal kişilik veya kişilikler vasıtası ile ortaya koyabilir. Eğer bu kişi internet bağımlısı ise, yani zamanının çoğunu artan bir şekilde bilgisayar karşısında geçiriyor ve normal yaşamla olan bağları gitgide zayıflıyor ise bu kişinin yaratmış olduğu bu sanal kişilikleri sık kullanmasının bir sonucu olarak kişilik bunalımına düşmesi olağan olabilmektedir. Çünkü, birey sanal dünyadan çıkıp normal yaşam içine girdiğinde bu iki ortamda da kullandığı kişilikler birbirleriyle çelişeceği için bireyin kafasının karışması ve bir kişilik karmaşası içine girmesi daha kolay olabilmektedir.

Evet internet çağımızın bir ihtiyacı ve hayatımızın tam da ortasında.Ama tüm gereksinimlerde olduğu gibi bunda da bağlılık-bağımlılık çizgisi çok kolay geçilebildiği için belli bir süre sonra kişinin mutlu olması da zorlaşıyor.Hayatımızı daha anlamlı daha doyumlu hale getirmek için faaliyet başlıklarımızı mutlaka çeşitlendirmeliyiz.Sporla,müzikle,kitaplarla,sosyal faaliyetlerle desteklenen ve çeşitlenen bir yaşam biçimi oluşturmalıyız.Bunları yaptıktan sonra teknoloji,internet hayatımıza hükmeden değil hayatımızı kolaylaştıran bir araç haline dönüşür.Gülümsemek için yalnızca selfilere ihtiyaç duymadığımız,sohbet etmek için yanlızca vatsap gruplarına bağlı kalmadığımız,yüz yüze iletişimin tadına vardığımız,gittiğimiz yerleri öncelikle gözlerimizle süzüp sindirdiğimiz keyifli,gerçek,samimi bir yaşam diliyorum hepimize..

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.