KUSURSUZ YAŞAM ARAMA


GÖKHAN FİŞENGİ

GÖKHAN FİŞENGİ

Okunma 31 Temmuz 2017, 11:54

Sevgili Dostlar; çoğumuz (ben dâhil), yaşam enerjilerimizin büyük miktarını küçük şeyleri büyüterek sorun yaparak, yaşamımızın güzelliğini, standardını düşürmekteyiz. Bugüne kadar kesin kusursuzluğu arayan hiç kimsenin yaşamında iç huzuru bulabildiğini görmedim. Her şeyin mükemmel olmasını istemekle, iç huzuru istemek, tamamen birbiriyle ters orantılıdır. Elde olanla yetinip şükredeceğimiz yerde, o konudaki yanlışlığa ve buna nasıl düzeltebileceğimize takılıp kalırız. Tüm dikkatimize bu yanlışlığa yoğunlaştırdığımız zamanda durumumuzdan mutsuz ve şikâyetçi oluruz. Bu elinizden gelenin en iyisini yapmayın anlamına gelmez; sadece yaşamdaki yanlışlara kendinizi fazla kaptırıp, tüm dikkatinizi bunlara vermeyi bırakmanızı öneririm. Bir işi daha iyi yapmanın mutlaka daha iyi bir yolu vardır, fakat bu, mevcut durumun tadını çıkarmayıp iyi yönlerini göz ardı etmek anlamına gelmez. Mesele bunun farkına varmaktır. Hz. Mevla’lanın dediği gibi ‘’Nefis geride aklın ilerde gerek’’ Kendi yargılarınızın yokluğunda, her şey güzel gidecektir.

Yaşamınızın her alanında kusursuzluk arayışınızı bıraktıkça, yaşamın kendi içindeki kusursuzluğu bulacaksınız. Ne kadar gergin olduğumuzu hiç fark ettiniz mi? En önemlisi, sizi üzen her ne ise, bunun ayrıntılarına daldıkça gerginliğiniz daha da artacaktır. Olumsuz  bir düşünce başka olumsuz bir düşünceye yol açar, o başka birine…. Sonunda kendinizi inanılmaz biçimde huzursuz olmuş bulursunuz. Aklınız endişelerle ve kaygılarla doluyken huzurlu olamayacağınızı yazmama gerek yok. Her kim olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın, şunu unutmayın ki, dünyada hiçbir şey sizin ve sevdiklerinizin mutluluğuyla iç huzurundan daha önemli olamaz. Sabırlı olmak olaylara doğru pencereden bakmamıza sağlar. En zor durumda bile, önümüze çıkan sorun veya sorunların ölüm kalım meselesi değil sadece aşılması gereken küçük bir engel olduğunu unutmayalım.

Bizim var olduğumuz an bu andır. Bu her zaman böyledir. Ne var ki, çoğumuz birçok şeyi aynı anda dert etme sanatında ustalaşmışızdır. Geçmişteki sorunlarımız ve geleceğe yönelik endişelerimiz bulunduğumuz ana etki ettikçe, bizde kaygılarla ve ümitsizlikle dolu bir bunalıma gireriz. Hayattan zevk almayı, önceliklerimizi ve mutluluğumuzu ileri bir tarihe erteleyerek, gelecekte bir günün, bugünden daha iyi olacağına inanmaya çalışırız. Ama bizim yaptığımız planlar yaşamın planları ile çok farklı olabilir. Biz kendimizi yaptığımız planlara kaptırmışken, çocuklarımız büyür, sevdiğimiz insanlar bizden ayrılır, ölür, vücudumuz giderek şekil değiştirir; bu arada hayallerimiz uçup gider. Kısacası hayatı ıskalarız. Kimsenin yarın burada olacağının güvencesi yoktur. Sahip olduğumuz ve kontrol edebildiğimiz tek zaman, içinde bulunduğumuz andır. Bununla ilgili çok güzel bir hikâye var sizinle paylaşmak istedim.

Bankada bir hesap sahibi olduğunuzu düşününüz, hesabınıza her sabah 86.400 TL para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasınız, ertesi güne transfer edilemez. Paranızı kullansanız da kullanmasanız da hesap her akşam sıfırlanıyor. Bu durumda ne yaparsınız? Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsınız. Gerçek şu ki hepimiz, zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz. Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; yarına transfer edilemez. Her sabah hesabımız doluyor, her akşam boşalıyor. Geriye dönüş yok, saniyelerinizi bu anı yaşayarak harcayınız. En iyisi bunlarla, mutluluk, sağlık ve başarı için, yatırım yapınız. Zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yapınız.

Sağlıkla, Sevgiyle, Bilgi ile kalın.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.