Cumhurbaşkanı Erdoğan: fırsatları değerlendirmeye davet ediyorum

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Erdoğan başkanlığında Ankara’da toplandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan:  fırsatları değerlendirmeye davet ediyorum

 
. Toplantı sonrası açıklama yapan Erdoğan, özetle şunları söyledi:

"Yeni Hazine ve Maliye Bakanı’mızın Nurettin Nebati Bey’e bir kez daha başarılar diliyorum. Sayın Nebati, bugüne kadar iş dünyasından sivil toplum faaliyetlerine, milletvekilliğinden genel başkan yardımcılığına, bakan yardımcılığına kadar farklı alanlarda farklı görevleri başarıyla yapmış bir kardeşimizdir. Kendisinin üstlendiği görevi maliye politikalarımızı, yeni ekonomi programımız doğrultusunda güçlü bir şekilde yürüteceğine inanıyorum. Pazartesi ve salı günleri Katar’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdik. Katar’la bugüne kadar son ziyaretimizle birlikle siyasi, askeri, ticari, ekonomik ve kültürel konuları kapsayan toplam 84 mutabakat imzalayarak iş birliğimizi sürekli ileriye taşıdık. Cumartesi günü Siirt’te 102 milyon dolarlık ilk etabını hizmete açtığımız tamamı 500 milyon doları bulacak çinko izabe tesisi yatırımı, Katarla ahenkli bir şekilde yürüttüğümüz ekonomik ilişkilerimizin örneklerinden biridir. Ziyaretimiz sırasında Katar’ın ülkemize yapması konusunda daha önce mutabık kaldığımız 15 milyar dolarlık yatırıma ilave edilecek hususlarda da kapsamlı görüş aşıverişinde bulunduk.  

Türkiye’nin yatırım atağı her alanda hızla sürmektedir. Geçtiğimiz aylarda Adana’da 4 milyar dolar yatırım bedeli olan uluslararası ortaklı bir petrokimya tesisin de temelini atmıştık, Cezayir-Türkiye. Ülkemizin dört bir yanında kimi kendi vatandaşlarımız tarafından kimi uluslararası yatırımcılar tarafından yürütülen yüzlerce dev yatırımı yakından takip ediyoruz. Türkiye’nin kurtuluşunu, küresel çıkar odaklarının güdümündeki reçetelerde değil, işte bu örneklerde olduğu gibi kendi kaynaklarını harekete geçirecek yatırımlarda, istihdamda, üretimde, ihracatta, cari fazlada görüyoruz. 19 yıldır yoluyla, köprüsüyle, havalimanıyla, barajıyla, santraliyle, arıtma tesisiyle, sulama sistemleriyle sahip olduğumuz muazzam altyapıyı işte bunun için inşa ettik. 19 yıldır bunca okulu, bunca üniversiteyi, bunca mesleki eğitim kurumunu, bunca hastaneyi, bunca adliye saraylarını, bunca güvenlik sistemini işte bunun için kurduk. 19 yıldır ülkemizi her alanda bölgesinin ve dünyanın yükselen yıldızı yapmak için onca mücadeleyi işte bunun için verdik. Şimdi gelin hep beraber, bu imkanları ülkemizin ve milletimizin aydınlık geleceğinin sembolü olan 2023 hedeflerimizi hayata geçirmek, 2053 vizyonumuzu şekillendirmek için kullanalım. Bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak hep birlikte Türkiye olarak bunu da başaracağız.

Ülkemizi 19 yıldır hakka, hakikate, hakkaniyete dayalı bir demokrasi ve kalkınma anlayışıyla yönetiyoruz. Türkiye’de bu kavramlardan nasibini almamış bir zihniyet hep olmuştur. Hiç şüphesiz bundan sonra da olacaktır. Tek parti faşizmiyle başlayıp, darbeler ve vesayet dönemiyle süren, dışarıdan aldığı destekle kendini milli iradenin üstünde gören, gerektiğinde terör örgütleri dahil her tür şer şebekesi ile iş birliğine giren bu zihniyet, her defasında milletimizin irfanına ve izanına çarpıtmıştır. Son 8 yıldır yaşanan her hadisede ülkemiz ve milletimiz aleyhine konum alan bu zihniyet, ekonomide yaşanan büyük değişimi de aynı sinsilikle mecrasından saptırmaya çalışıyor. Biz, ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme… Hedef bu. Bu zihniyet, yüksek faizle ekonomiyi soğutmak, küçültmek ve dolayısıyla istihdamı azaltmak istiyor. Biz, Türkiye siyasi, sosyal, ekonomik, askeri her alanda bölgesel ve küresel güç haline gelsin diyoruz; bu zihniyet, ülkemizi tüm siyasi ve ekonomik iddialarından vazgeçirerek eskiye döndürmek istiyor. Biz, ‘ülkemizi büyüterek, işsizliği azaltarak, cari fazla yoluyla insanlarımızın refahının yükselterek, enflasyonunu düşüreceğiz’ diyoruz; bu zihniyet, IMF reçetelerini dayatarak, dışa bağımlılığı artırarak Türkiye’yi yeniden siyasi ve ekonomik boyunduruk altına sokmak istiyor. Hatırlasanız gelişmiş ülkeler 2008 finans krizine girdiklerinde birileri ülkemiz için felaket senaryoları yazmaya başlamıştı. Biz, bu krizin Türkiye’yi teğet geçeceğini söylediğimizde yine birileri bunu istihza ile karşılamıştı ama Türkiye, sadece bu krizin kendisine teğet geçmekle kalmadı hızlıca bir büyüme sürecine girmiştir.

Salgın döneminde de yine benzer bir tablo ile karşı karşıya kaldık. Küresel ekonominin yüzde 3,4 küçüldüğü geçen yıl biz, yüzde 1,8 oranında büyüme kaydettik. Bu yılki büyüme oranımız, çoğunluğu sanayi üretimine ve 221 milyar doları bulan ihracatımıza dayalı olarak çift haneli rakama doğru gidiyor. Önümüzde zorluklar yok mu, elbette var. Bunların en başında gelen, dünyadaki enerji ve gıda fiyatları kaynaklı fiyat yükselişleridir. Bir süre sonra ben inanıyorum, bu da dengeye oturacaktır. Bu belirsizliğin ortadan kalkması, bizim de önümüzü daha rahat görmemizi sağlayacaktır. Gelişmiş ülkelerdeki üretici fiyatları ile tüketici fiyat enflasyonları arasındaki büyük fark, bu ekonomileri bir süre daha sarsmayı sürdürecektir. Bu tablo bize, aynı zamanda ülkemizin üretim ve ihracat konusundaki hedeflerine ulaşması için ihtiyacımız olan zamanı da kazandıracaktır.

“BİZ NE YAPTIĞIMIZIM BİLİYORUZ, NASIL YAPACAĞIMIZI BİLİYORUZ, NEREYE GİDECEĞİMİZİ BİLİYORUZ”

Sanayi kapasitemizi hızla geliştirirken düşük faiz ve dengeli kur ile üretimi ve istihdamı adım adım daha ileriye taşıyacağız. Bir müddet sonra bu süreç, çalışanların ücretlerinden kamu gelirlerine kadar her alanda kazanç olarak kendini hissettirmeye başlayacaktır. Biz, ne yaptığımızım biliyoruz, nasıl yapacağımızı biliyoruz, nereye gideceğimizi biliyoruz, ne elde edeceğimizi biliyoruz. Milletimizden bize güvenmesini ve sabırlı olmasını istiyorum. Türkiye’nin asırlardır teşebbüs ettiği ve her seferinde yarım kalan, hatta geriye giden büyük kalkınma hamlesinin önü bu defa kesilemeyecektir.

Gelişmiş ülkeler arasındaki hakkımız olan yeri aldığımızda, bugünleri büyük bir başarı hikayesinin önemli safhalarından biri olarak hatırlayacağız. Özellikle de geçmişte Türkiye, hep başkalarının reçeteleriyle sıkıntılarını çözmeye çalışmıştı. Bu defa dünyadan ve kendimizden çıkardığımız dersler ışığında bilimin, aklın ve inancın desteğiyle kendi hikayemizi yazıyoruz. Daha öncekilerden farklı olarak bu hikâyeyi güçlü bir altyapı, güçlü bir kamu düzeni, güçlü bir kamu maliyesi, güçlü bir özel sektör, güçlü bir nitelikli insan kaynağı, güçlü bir azim eşliğinde hayata geçiriyoruz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hızla devasa bir işsizlik krizine doğru dolu dizgin gittiği bir dönemde biz, yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme odaklı politikalarımızla vatandaşlarımızın işlerini, aşlarını, geleceklerini güvence altına almaya çalışıyoruz. Ülkemizin gerektiğinde 40 milyona kadar çıkabilecek işgücünün her birine bu imkanı sunmak istiyoruz. İstihdamdaki her artış milli gelirimize de yukarı yönlü katıda bulunmaktadır. Bunun için iş insanlarımızı, girişimcilerimizi, sanayicilerimizi, işletmecilerimizi, çitçilerimizi çok daha güçlü şekilde destekleyeceğiz. Ülkemizin dünya pazarlarından aldığı payı katlayarak artıracağız. Türkiye, geçtiğimiz 19 yılda toplam 14 trilyon dolara yakın milli gelir üretmiş, bunun da dörtte birini yatırıma kullanmış bir ülke olarak hedeflerine ulaşabilecek güce, imkana, kalibreye, kapasiteye sahiptir. Amacımız, ülkede bir iki yıllık geçici bir istikrar değil kalıcı bir üretim, kalıcı istihdam, kalıcı refah sağlamaktır.

Bu süreçte ödediğimiz bedeller, elde edeceğimiz kazançlar yanında çok küçük kalacaktır. Dar gelirliler, ücretliler, emekliler başta olmak üzere milletimizin her kesiminin üzerine binen yükleri azaltmak için gerek adımları birer birer atıyoruz. Kamu işçileri ve memur maaşlarında yapılan artışların ardından asgari ücret düzenlemesinde aynı anlayışla hareket ediyoruz. Uyguladığımız sosyal devlet ve kapsamlı sosyal yardım politikalarıyla bugüne kadar ülkemizde hiç kimseyi sahipsiz bırakmadık, bırakmayacağız. Geçtiğimiz hafta küçük ve orta ölçekteki işletmelerimize yönelik ilave 10 milyar liralık destek paketiyle yine 10 milyar liralık imalata dayalı ithal ikamesi destek paketinin müjdesini paylaşmıştık. Bugün de salgın döneminde başlattığımız esnaf kredilerine hazine faiz desteğiyle ilgili bazı bilgileri paylaşmak istiyorum:

“TOPLAMDA 2,6 MİLYAR LİRA KURAKLIK DESTEĞİ ÖDEMESİNİ ARALIK AYININ İKİNCİ YARISINDA ÇİFTÇİLERİMİZİN HESAPLARINA YATIRIYORUZ”

Hazine destekli kredilere uygulanan desteği 2021’de de devam ettirerek esnafımızı yükselen faizlerin yükünden koruduk. Bu kapsamda 2021 yılında kullanılan yaklaşık 60 milyar liralık esnaf kredisinin 5,2 milyar liralık faiz yükünü Hazine üstlenmiştir. Önümüzdeki üç yıl boyunca Hazine’nin yapacağı faiz ödemeleri desteği, toplamda 26 milyar lirayı bulacaktır. Böylece esnafımızın ilave yük altına girmeden işini gücünü devam ettirmesini sağlamış olacağız. Tasarruf sahiplerinin mevduatlarını Türk lirası cinsinden tutmalarını teşvik etmek için başlattığımız katılım hesaplarına indirimli tetkikat uygulamasını bu yıl sonuna kadar uzatmıştık. Şimdi de vatandaşlarımıza ayda 1,7 milyar lira katkı sağlayan bu indirimli stopaj uygulamasını mart ayı sonuna kadar devam ettirme kararı aldık. Buradan bir müjde de çiftçilerimize vermek istiyorum. Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan kuraklık nedeniyle buğday, arpa, çavdar, yulaf, nohut ve mercimek üreticilerimiz verim kaybına uğradı. Kuraklıktan zarar gören 651 bin üreticimize toplamda 2,6 milyar lira kuraklık desteği ödemesini aralık ayının ikinci yarısında çiftçilerimizin hesaplarına yatırıyoruz. Stratejik bir sektör olarak gördüğümüz tarımı desteklemek için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Yeni hasat sezonunda destekleme polkalarımızı girdi fiyatlarında yaşanan yükselişi dikkate alarak yapacağız. Ülkemizdeki her kesim gibi, tüm vatandaşlarımız gibi çiftçilerimizin de mağduriyetine meydan vermeyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Önümüzdeki günlerde farklı kesimlere yönelik ilave destek programlarımız paylaşamaya devam edeceğiz. Diğer yandan salgınla ilgili gelişimleri de yakından takip ediyoruz. Avrupa’da yeniden yükselişe geçen salgın, ülkemizde kontrol altındaki seyrini sürdürüyor. Dikkati ve tedbiri elden bırakmadan mücadeleye devam edeceğiz.

“YASTIK ALTINDA, KASASINDA PARASI, ÖZELLİKLE DE DÖVİZİ BULUNAN BİREYLERE VE KURUMLARA DA BİR ÇAĞRI YAPMAK İSTİYORUM”

Büyük hedeflere doğru ilerlerken insanlarımızın günlük hayatlarındaki yaşadıkları sıkıntıları da görmezden gelmiyor, yok saymıyoruz. Özellikle fahiş fiyat artışı konusundaki her şikayeti dinliyor, her sıkıntıyı ciddiyetle takip ediyoruz. Buradan tüm bakanlıklarımıza, kurumlarımıza, belediyelerimize talimat veriyorum; girdi maliyetlerindeki ve kurdaki yükselişle izah edilemeyecek fiyat artışı yapan, bilhassa da stokçuluğa yönelen hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmayacaktır. Hem idari hem hukuki işlemlerle kendi ülkesine karşı suç işleyenlerin yakasına yapışılacaktır. En kritik ekonomik mücadelelerinden birini verirken fırsatçılık peşinde koşanları ne millet ne devlet affeder. Bu konunun serbest piyasa ekonomisiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Serbest piyasa ekonomisi kuralsızlık, vicdansızlık demek değildir. Hükümet olarak aşırı fiyat yükselterek ve stokçuluk yaparak piyasayı zehirleyenlere karşı sonuna kadar mücadele kararlıyız. Bu vesileyle bankada, yastık altında, kasasında parası, özellikle de dövizi bulunan bireylere ve kurumlara da bir çağrı yapmak istiyorum. Herkesi yatırım, istihdam, üretim, ihracat temelleri üzerine inşa ettiğimiz yeni ekonomi politikalarımızın getirdiği fırsatları değerlendirmeye davet ediyorum. Fiyat ve kur artışlarının yol açtığı dalgalanma bir süre sonra mutlaka duracaktır. Ama bu dönemde yapılan yatırımların sağlayacağı istikrarlı getiri nesiller boyu devam edecektir. Salgınla birlikte yeniden yapılanan küresel ekonomik sistemde yıldızı parlayan ülkelerin en başında Türkiye var. Yatırıma ve üretime harcanan her kuruşun büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına koyulmuş bir tuğla olduğu unutulmamalıdır. Döviz, altın ve Türk lirası cinsinden tasarrufu bulananların bu büyük atılıma katılmaları halinde ülkemiz çok kısa sürede dünyanın en büyük 10 ekonomi arasına girebilecek seviyeye ulaşacaktır. Ülkemizdeki döviz sorununun kurun seviyesiyle değil istikrarıyla ilgili olduğunu biliyoruz ve bunu sağlayacak adımları atıyoruz. Milletimizin her bir ferdinden bu tarihi mücadelede bize destek vermesini bekliyoruz.        

“GİRDİN İLİM MECLİSİNE EYLEDİM, KILDIM TALEP, DEDİLER İLİM GERİDE, İLLA EDEP İLLA EDEP”

TBMM Genel Kurulu’nda sürmekte olan bütçe görüşmelerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bütçe hakkı, yasama, yürütme, yargı erklerinin bağımsızlığı üzerine kurulu demokratik sistemin Meclis’e verilmiş en önemli yetkilerinden biridir. Gerek komisyon gerek Genel Kurul aşamasında tüm milletvekilleri bütçe konusundaki görüşlerini özgürce dile getirirler. Tabii bu özgürlüğün sınırı Meclis İç Tüzüğü’nde yer alan hususlar ile genel ahlak adabı muaşeret kurallarıdır. Türkiye, şehit yakınlarına galiz küfür eden bir milletvekilinin yaptığı terbiyesizliğin şokunu henüz üzerinden atamamışken bu defa Genel Kurul’da yaşanan bir başka edepsizlik örneği ile sarsılmıştır. Üstelik bu edepsizlik Meclis’in ikinci büyük partisinin genel başkanı tarafından sergilenmiştir. TBMM Genel Kurulu’nu partisinin genel merkezi veya kafaları dumanlı dostlarıyla atıp tuttuğu bir ortam sandığı anlaşılan bu zata Yunus’un diliyle cevap vermek istiyorum; ‘girdin ilim meclisine eyledim, kıldım talep, dediler ilim geride, illa edep, illa edep’. Evet, milleti kendi yalanlarıyla, iftiralarıyla, çarpıtmalarıyla kandıracağını sananların birileri tarafından şişirildiği anlaşılan egolarıyla geldikleri yer burasıdır. Millete söyleyecek hiçbir sözü, hiçbir projesi, programı olmayanların içlerindeki kiri, kini, nefreti bu tarz davranışlarla dışa yansıttıkları görülüyor. Hiç kimsesinin evinde nasıl davrandığına elbette karışmayız. Ama buradan herkesi TBMM’nin asaletine, nefasetine, nezahetine, nezaketine, izzetine velhasıl bu yüce kurumun faziletine uygun davranışlar sergilemeye davet etmekte bizim görevimizdir. İktidarın sadece hayalini kurmakla bile bu derece kendini kaybedenlerin ülkenin başına ne gibi felaketler getireceğinin takdirini milletimize bırakıyoruz.”

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2021, 20:26

nejla

editör

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER