FIRATIN DOĞUSUNDA KİRLİ BİR PLAN VAR

Fırat’ın Doğusunda, Türkiye’yi hareketsiz bırakmak için Amerika öncülüğünde İngiltere, Fransa, Almanya, Mısır, BAE, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün içinde bulunduğu bazı ülkelerin, o bölgeye askeri birliklerini yerleştirecekleri haberini ABD dışişleri tarafından açıklandı. Bunun büyük bir tuzak olduğunun anlamak için çok Zeki olmamıza gerek yok. Düşmanı biraz tanımak yeterlidir. Şayet bu tuzağa karşı bir politika veya fıratın doğusuna müdahale yapmazsak çok geç olacak. 

Fıratın Doğusu bizim için hem beka hem de bir gelecek meselesidir. Aynı zamanda en ciddi tehtidlerden biridir. 

Afrin operasyonu ve Fırat Kalkan’ı harekatıyla teröristlerin ve Amerika’nın hayal ettiği koridorun Akdeniz kapısı kapatılmış olsa da, koridor projesi olduğu gibi ortadadır. Bu sevdadan vazgeçmediler. Vazgeçmeyecekler. Amerika, Suriye’den çekileceğini ilan edip taahhüt ettiyse de bu bir oyalama taktiğinden ve yalan beyandan başka birşey değildir.

Bu kuşağa; “hiçbir bölge dışı gücün ya da hiçbir örgütün hâkim olamaması” gerekiyor. Bunun dışındaki bütün ihtimaller Türkiye için yıkım olacaktır. Buradaki Mesele PKK/YPG meselesi değil. Mesele terör meselesi de değil. Burda Büyük bir yıkım planı var. İran sınırından Akdeniz’e uzanacak, zamanla Hazar’ı Basra Körfezi’ne bağlayacak, Doğu Karadeniz’e uzanacak çok büyük bir jeopolitik plan uygulanmaktadır. Burda Türkiye çok acil bir eylem planı hazırlamalı ve sonu ne olursa olsun müdahale etmeli. 

Fıratın doğusu ne kadar karmaşık olursa olsun, müdahale ne kadar zor olursa olsun yinede gerçekleşmeli. Bölgede Türkiye’nin haricinde bir gücün söz sahibi olmaması gerekiyorken, Amerika’nın başında olduğu ve Avrupa birliğinden bir kaç ülke ile Körfez’de bölgesel güce sahip ülkelerden oluşacak olan bir askeri birliğin fıratın doğusuna  yerleşmesi çok tehlikeli bir haberin sinyalidir ve buna müsaade eden Türkiye, elinin kolunun bağlı olacağı gerçeğini kabul etmeli. Türkiye afrinden hemen sonra fıratın doğusuna asker göndermeliydi. Bedeli ne olursa olsun yinede göndermeliydi. 

Ayrıca dikkatinizi çekmek istediğim bir konu daha var.! Türkiye’deki Muhalefet cephesi, ülkemize açık ağızla düşmanlık yapanlarla, yani işgalcilerle iş tutuyor. 

Maalesef Başta CHP, İYİ PARTİ,SP ve HDP olmak üzere muhalefetin tamamı ülkenin içinde bulunduğu ateş çemberini gözardı ederek, önümüzdeki 31 Mart yerel seçimlerinin haricinde gündemlerine hiç birşey almıyorlar. Bu tehlikeyi görmek ve göstermek isteyenlere de engel olmaktan geri durmuyorlar. Bu da demek oluyor ki, dışarıda işgalciler içeride muhalefet cephesi kollektif halinde dirsek Temasıyla hareket ediyorlar. Adete Türkiye’ye yapılacak bir saldırıyı destekleyip alkışlamak için hazırda bekliyor gibiler.

Türkiye’nin gücünü zayıflatmak için işgalcilerden daha çok mesai harcadıkları da tartışmasız bir gerçektir.

Bu 7 ülke Washington’da DEAŞ’la mücadele toplantısı sırasında ayrı bir toplantı yaparak böyle bir karar aldılar. Şayet bu gerçekleşirse çok Yakında terör saldırılarıyla, Türkiye’yi vurmaya başlarlar.

Özellikle metropol illerinde, canlı bomba eylemlerine baş vurup, Türkiye’nin elini zayıflatmak için harekete geçecekler.

Emniyet ve istihbarat birimleri tetikte olmalılar.

İşgalcilerin, Bu bölgeyi Suriye’ye bırakmayı düşünmediklerini bir kere kabul etmemiz gerekiyor. Bu bölgeyi Türkiye’nin sevk ve idaresine de bırakmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını da bilmeliyiz. 

Bu güçlerin burda koruyup kolladıkları öyle düşündüğünüz gibi sadece PKK değil. PKK koca bir çarkın sadece küçük bir dişlisidir.  Plan çok büyük. Yeni Bir harita oluşturmak istemeleri kadar büyük bir planla karşı karşıyayız. Artık bir işgal hareketinin son aşamasında olduklarını anlamamız gerek. İki gün sonra Türkiye’ye “afrinden çık” derlerse şaşırmayın. Çünkü bu güne kadar Amerika vardı. Ama artık yedi ülke olacak. Ve bu ülkelerin (Ürdün hariç) hiç biri Türkiye’nin dostu değil. Gerisini siz düşünün.

YORUM EKLE