DÜNYA ERDOĞAN'IN YANINDA

BM'nin son kararı Amerika ve İsrail'in tabiri caizse kimyasını bozdu.

Erdoğan'ın Dünya 5'ten büyüktür sözüne dudak bükenler, alay edip geviş getirenler şimdi o büktüğü dudağı ısırıp, hayretler içinde olan biteni izliyor.

Daha önceki yazılarımda ısrarla ''dünya düzeni Türkiye'nin liderliğinde yeniden kuruluyor'' dediğimde bazı yakın çevrem mübalağa ettiğimi söylüyorlardı. Türkiye'nin gücünü abarttığımı ve bir çok yerde gereksizce Erdoğan'ı övmek için bahaneler ürettiğimi söylüyorlardı. 

Eğer bana benim övgümün mü? Yoksa Dünyanın övgüsünün mü? Önemli olduğu sorulsa, hiç düşünmeden Dünyanın övgüsünün önemli olduğunu söylerdim.

Ben değil sayın Cumhurbaşkanımızı Dünya övüyor.

Tarihi BM oylamasından sonra onca tehdit ve baskıya rağmen kararlı duruşunu bozmayan Dünya Ülkeleri, bu güne kadar neden böyle bir kararın arkasında durmadılar? Ya da daha önce buna benzer bir çok konuda sessiz kalmadılar mı? Çünkü Mecburiyetleri ve yanlış kararları onların kaybetme korkusunu doğuruyordu. Ülke yönetenlere, kişisel zaafları olmadıktan sonra veya insanlarına ihanet etmek için görevlendirilmediklerinden sonra asla kimse diz çöktüremez. 

Erdoğan tertemiz olduğu için diz çökmüyor. İnandığı için yürüyor. Hakka ve Halka Güvendiği için yaşıyor.

Dünya onun asil bir Devletin evladı olduğuna kanaat getirdiği için ayakta alkışlıyor.

Çünkü Erdoğan'a ve onun adalet anlayışına inanıyorlar.

Onun yönettiği bir Ülke ile dost olmanın herkese fayda getireceğini düşünüyorlar.

Ve haklılar da.

Erdoğan'ın siyasi duruşuna ve onun geldiği devlet gelenekleriyle idare edilmeye bütün dünyanın ihtiyacı var. 

Avrupa'da dahil artık Dünya ülkelerin önemli bir çoğunluğu halklarının yozlaşmasından, ahlaksızlaşmasından ve kültür kavramlarını kaybetmesinden yakınıyorlar.

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin de dediği gibi ''Osmanlı Avrupa'ya gebedir. Avrupa'da Osmanlıya hamiledir. İkisi de bir gün doğuracaktır.''  Her iki taraf teknoloji, fen, bilim, kültür, adalet veya ahlak her neye ihtiyaç duyuyorsa diğerinden  alacaktır. Arkasından sancılıda olsa doğumlarını yapacaklar.

Bunun için önce zulmün ortadan kalkması gerek.

Amerika'ya ve onun şımarık çocuğu İsrail'e Erdoğan gibi kafa tutacak biri varsa getirin ona övgüler dizelim. Onun arkasında duralım. Onun liderliğinde devam edelim. Bu açıdan Türkiye'nin öncülük ettiği küresel reaksiyon, Filistinlilerin vatanını İsrail yurduna (Eretz Yisrael) dönüştürme projesini çökertti.

Haa eğer yoksa o zaman bırakalım da siyaseti haysiyetli insanlar yapsın.

Erdoğan'ın bu hareketi bütün dünyada ilham kaynağı olmadı mı?

Avrupa, Asya ve Afrika'da otoritesini kaybetmiş bir Amerika'nın utancını hiç bir Amerikalı yaşamak istemez. Amerikan halkı, bürokratları ve siyasilerinin bir çoğu Trump'ın onları küçük düşürdüğünü biliyorlar ve gerekli tavırlarını göstermek zorundalar. ileriki dönemlerde ABD de iç siyasetin karışması kimseyi şaşırtmasın. ABD nin Kudüs'ü israilin başkenti olarak ilan etmesi, kendi çalıp kendi oynamasından başka bir şey değildi. 

Siyaseten harakiri yapan Trump bedel ödeyecek. Amacın çözüm değil Ben-Gurion, Moşe Dayan ve Ariel Şaronlardan bu yana devam eden sistematik bir yıkım olduğunu artık herkes anlamış durumda. İsrail'in gayesi Filistinlilerin ekonomik ve toplumsal yapısını askeri güçle yok ederek Filistin Devletinin oluşumunu imkansız kılmaktır. 

Erdoğan'ın öncülüğünde BM'de alınan bu karar had bildirmekten başka bir şey değildir.

Bundan sonra Amerika da İsrail de haddini bilecek.

YORUM EKLE