BİR DARBE DAHA GELEBİLİR Mİ?

15 Temmuz bizim için bir çok şeyi ifade ediyor.

Toplumsal Bir direniş, bir şok, bir travma, bir dirilişi. 

Bu duyguların hepsini bir arada yaşadığımız o gece, yüreğimizde asırlarca kanayacak, unutamayacağımız bir yara açtı. bizi can evimizden vuracak kadar gözü dönmüş bir düşmanla karşı karşıyaydık.

15 Temmuz, asker elbisesi giymiş Fetullahçı teröristler tarafından gerçekleştirilmiş bir askeri harekattı. Bu teröristlerin çoğu kurmaylık eğitimi almış subaylardı. 

Bundan dolayı 15 Temmuzu bir askeri harekatın ötesinde, bir savaş planı olarak ele almamız gerekiyor.  

Modern askeri savaş stratejilerinin hepsi 15 Temmuzda açıkça uygulandığını gördük.

Kalkışma, kalkışma sonrası, halkın hipnoz edilmesi, siyasi kadro, Başbakan, yeni kabine ve buna benzer bütün planlar yapılmıştı. 

Öncelikli hedefler, halka mobbing uygulaması, kimlerin hangi göreve geleceği büyük bir gizlilik içinde sağlanmıştı. 

Darbe girişiminin başarısız olması halinde, savaşmayı kesip nasıl davranılması gerektiğinin planları dahi yapılmış.

Fetullahçı hainler iki yerde hata yaptılar yada iki sorun yaşadılar.

1. İzmir Başsavcı vekili Okan BATO'nun FETÖ yapılanmasına yönelik soruşturmada çok önemli bilgilere ulaşmasıydı. Aynı zamanda Ankara'da FETÖ ana soruşturmasını yürüten savcı Serdar COŞKUN'un iddianameyi tamamlaması, hainleri panikletti. Bu panikten dolayı 1 Ağustos YAŞ toplantısından sonra planlanan darbe, 15 Temmuz gecesinde yapıldı. 

2. de darbe gecesi kendisine görev verilen helikopter pilotu O.K sessizce MİT'e gidip darbe olacağının ihbarında bulunmasıydı. Bu ihbar sayesinde gece 03:00 te yapılması planlanan darbe öne çekilmek zorunda kaldı.

benim bildiğim bu iki hususun dışında FETÖ'cü hainlerin darbe planı, Askeri teknik ve askeri eğitim açısından kusursuzdu.  

Halkı ve direnişi hesaba katmadıkları için bu konuda afallayıp ne yapacağını bilemediler ama insanlara gelişi güzel ateş etmeyi de ihmal etmediler. Özellikle polis özel harekat binasını vurmaları bir askeri harekatın gereğiydi. Çünkü böylesi bir kalkışmada ilk karşılarına çıkacak olan polisler olacaktı. O yüzden onların direncini kırıp, psikolojik olarak çökertmek için Ankara'daki özel harekat dairesi başkanlığını bombaladılar.

Daha sonra halkta panik ve korku yaratmak için külliyeyi ve Meclisi bombaladılar.

Bütün bunlara rağmen Evet Yenildiler. Evet çoğu hapsoldu. Ve Evet kaçıp gittiler. Ama 15 Temmuzun bir askeri harekat olduğu gerçeğini hiç bir zaman unutamayız. 

Bu eylem Sıradan bir kaç psikopat askerin bir araya gelip yaptığı bir eylem değildi.

Kurmay aklıyla hareket eden bir örgüt olan Fetullahçı teröristlerin işgal girişimiydi ve iki aşamalı plan yaptılar. 

1. Darbe başarılı olsaydı, işin siyasi ve askeri idaresi hazırdı. Akademik ve hukuk kadroları devreye girecek, korsan mahkemeler kurulup, oldu bitti'ye getirilecek ve önceden hazırlanmış yalan ithamlarla, sahte delillerle her şey istedikleri gibi olacaktı.

2. Darbenin başarısız olması ihtimaliyle karşılaşmaları durumunda kuvvetlerini koruma planlarını devreye sokacaklardı. 

Aynen de öyle oldu. Şayet devam etselerdi toplu olarak imha olacaklardı. 

Savaşmayı kesip kuvvetlerini koruma aşamasına geçtiler.

O gece alandan çekilerek, savaşmayı bırakıp, geride kalan kripto kuvvetler yani 15 Temmuz gecesi halkın zafer kazanmasından dolayı deşifre olmamak için kendini saklayan, hükumetten ve halktan yana görünmeye çalışan kriptolar ve onların arkasındaki güçler şimdilerde ne yapıyor? 

15 Temmuzdan bu yana sadece saklanıyorlar mı? Yoksa boş boş duruyorlar mı? 

Sizce 15 Temmuzu askeri kurmay aklıyla hareket ederek gerçekleştiren ve aynı doktorin gereği muharebeyi kesip, güçlerini ve elemanlarını korumaya alan akıl, geçen bu süre zarfında yeniden toplanma ve yeni bir taarruz hazırlığı içinde olamaz mı?

Eğer bunun peşine düşersek, önemli bir sorunun cevaplandığını göreceğiz.

Ve maalesef bütün deliller FETÖ'nün kuvvetlerinin bir kısmını tekrar toplamayı başardığını gösteriyor.

Bugün Amerika bir papazı bahane edip Ülkemize kriz yaşatmaya çalışıyorsa ve bu krizin bir  ekonomik darbeye doğru gitmesi, FETÖ'nün toparlandığının göstergesidir.

Son zamanlarda PKK'nın ve diğer terör guruplarının haince kalleşçe saldırılar yaparak toplumu öfkelendiren ve kızdıran eylemler yapması FETÖ'nün gücünü topladığının göstergesidir.

Buna benzer bir çok emareler var. Başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere Devlet içerisinde kriptolarla mücadelede gerilemeler oldu. 

Belediyelerde geç kalınmış bir FETÖ operasyonu var. 

Bugün belediyelerdeki FETÖ'cülerin sayısı en az KHK ile ihraç edilenler kadar fazladır.

Kendini saklayan yada saklamaya çalışan bir çok kripto halen Devletin bazı kurumlarındadır.

Hatta FETÖ ile mücadele eden bir çok kişi değişik suçlarla itham edilmeye başlandı. 

FETÖ'ye karşı taviz vermeyen bir çok vatan evladı itibar suikastına maruz kalıyor. 

Sanki FETÖ ile mücadele ettikleri için adeta cezalandırılıyorlar.

Fetullahçı hainlerin ve onların arkasındaki Atlantikçi-Gladyocu-NATO'cu kafaların yeni bir darbe arzusuyla yanıp tutuştuğunu bilmeyen yoktur herhalde. 

Benim anlatmak istediğim mesele onların darbe arzusu değil. Söylemek istediğim asıl mesele bu gücü tekrar toparlamaları mümkün mü? Değil mi?

YORUM EKLE
YORUMLAR
semih ertan
semih ertan - 10 ay Önce

çok yerinde bir tespit